Değişik Amaçlı Namazlar

Namaz ve Abdestin Gerçekleri

Namaz ve Abdestin Gerçekleri

Her gün beş vakit devamlı kıldığımız namazlara vakit namazları denilir. Bu namazlar dışında yine farz olan değişik amaçlı namazlar vardır. Ayrıca farz olmayan sevap ve niyaz namazları da mevcuttur.

Farz olanlar: Cenaze, cuma namazlarıdır. Bayram namazı da vaciptir.

Niyaz namazları pek çok olmakla beraber; kesilen kurbanın namazı, kadir gecesi kılınan namaz ve şükür niyazı için kılınan namaz en önemlileridir. Bütün bu namazların hep ayrı incelikleri vardır. Şimdi de bunları açıklamaya çalışacağım.

A- Cenaze Namazı:

Bilindiği gibi ölen bir mü’min için İslâm dini tek bir dini merasim getirmiştir: O da namaz. Bu tarz ince bir tören hiçbir dinde yoktur. Ölen insana kılınan cenaze namazı; ölene rahmet olduğu kadar, o namazı kılanlara da bir ibret ve rahmettir.

Cenaze namazının ezanı yoktur. Bu ezan doğduğu zaman kulağa okunan isim ezanıdır. Ölen kimse yıkandıktan sonra bir anlamda son bir kez abdest almış olur. Bu yıkanışın sağlık açısından, adlî tıp açısından ne denli önemli olduğu başlı başına bir konudur. Cenaze hazırladıktan sonra kıbleye karşı, musalla taşma konur ve insan, ölenin kalbi karşısında ona dönük olarak namaz başlar. Bu hareketin manâsı: insanın haysiyetli sırrını dile getirmektedir. İman eden kalp ölemeyeceğinden o noktada ilâhi ceryan daimdir. Bu nedenle kıbleyle kalbin sırrı arasında ilâhi murad gereği, paralellik hasıl olmaktadır. Ölen imansız bir kimse ise göğüs boşluğunda çürümeye mahkûm bir et parçası bırakmaktadır. İşte cenaze namazının ilk ve en önemli hikmeti budur.

Cenaze namazı kılınırken ölen kimse gerçek bir mü’min ise mutlaka gerçek namaz tahakkuk eder. Bu yüzden ölen bir mü’minin namazı kalan mü’minler için paha biçilmez bir ziyafettir.

Cenaze namazının üçünücü bir hik­meti ölenle namazı kılanlar arasında mey­dana gelen manevi birliktir. Bu birlik mâ­nâ ceryanının birbirine aktarılmasına, da­ha doğrusu tevhide vesile olur.

Cenaze namazında: Sübhaneke okurken fazladan okunan “Ve celle Senaük” lâfzı Allah’a daha yakın oluşu ifade eder ki; Yukarıda saydığımız hik­metlerin anahtarıdır.

Cenaze namazının böylesine önemli bir namaz olmasına karşılık Farz-ı Kifaye oluşu da çok nazik bir sırdır. Bilindiği gibi Farz-ı Kifaye: Herhangi bir farzın, bir mü’min tarafından yapılmasıyla diğer mü’minlerden kalkması anlamına gelir.

Meselâ Kur’an ezberlemek, yani hafızlık farz-ı kifayedir. Bu kentte hafızların bu­lunuşu diğer mü’minlerin üzerine de farz olan Kur’an ezberleme zorunluluğunu kaldırır. Ancak, bir toplumda hiç kimse Kur’an’ı ezberlememiş ise o toplumdaki her fert bir farzın terk sorumluluğunu ta­şır.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, Günaydın Gazetesi Ekleri, Namaz ve Abdestin Gerçekleri kitapçığından alınmıştır.

 

About Author /

Hizmetleri yurt sınırlarını aşmış; ilîm ve mânâ konferansları ile insanlığa hizmete koşmuş, bu yolda son nefesini vermiş ama son noktayı koymamıştır. Bu gönül sevdasının ışığını; nuru ile yol bulanların gönlünde ve eserleri ile yansıtmaya devam ediyor ve edecektir.

Start typing and press Enter to search