Kanserden Korunma

Kanser

Kanser

Kanserden korunmanın mümkün olup olmadığı tıpta münakaşa konusudur. Bize göre, kanserden mutlak korunma diye bir şey söz konusu olmasa bile, ondan uzak durmak mümkündür. Bunun için ilk kaide zinde ve sıhhatli olmaktır. İkinci kaide, olabildiğince tabiata yakın olmaktır. Tabiata yakın olmayı ben dört madde halinde özetliyorum.

a. Tabiata yakın beslenmek: Bilhassa mutfağa girerek işlem görmeyen besinleri seçmek. Pekmez, yumurta, bal, peynir, süt, zeytin, yeşil salatalar, bilhassa yemeklerde pişmiş yağ, az olarak tereyağı ve zeytinyağını kahvaltılarda uygun şekilde almayı adet edinmek. Mutfak işlemine giren yiyeceklerde bu işlemi imkân nisbetinde azaltmak. Fabrikasyonla hazırlanan yiyeceklerden kaçınmak. (Fabrikasyondan kastımız, bir kimyevi maddenin karışmasıdır. Yoksa konserveler, yabancı madde katılmadan yapılan meyve sulan kesinlikle zararsızdır.) Hayvanı besinlerde bilhassa onların tabiat içinde yaşayışlarına uygun şekilde beslenmiş olanlarını tercih etmek, mesela hormonla beslenen kümes hayvanlarından kaçınmak.

b. Temizlikte tabiatı bozacak artıklardan kaçınmak: Yiyecekleri, kaynayacak dahi olsalar, bol su ile yıkamak (tarım ilaçlan artığını gidermek için), deterjanla yıkanmış bulaşıkları ve tabaklan çok iyi durulamak.

c. Soluduğumuz havanın imkan nisbetinde tabiattaki tazeliğine yakın olmasını sağlamak: Bahçemizde, evimizde, balkonumuzda, hatta yatak odamızda, büyük yapraklı bitki ve çiçekler bulundurmak. İstirahat, günlük gezi ve yıllık seyahatlerimizde daima en iyi havalı yerleri seçmek. Günlük hayatımızdan basit bir örnek: kapalı bir kahvede oturmak yerine, bir parkta yahut bahçede oturmayı tercih etmek.

d. Giyimde ve günlük hayatta tabiattan yana olmak: Yürümeden tutun, aşın sıcak ve soğuğa kadar, bulunduğumuz şartlara uymak. Soğuk yerde yünü, sıcak bölgelerde pamuklu giyecek ve örtüleri seçmek. Uykuda, yemek saatlerinin seçiminde mutedil olmak ve kötü alışkanlıklardan kaçınmak, zevk ve ihtirasları tadında bırakmak. Basit hastalıklarda ilaç yükü almak yerine, istirahatı seçmek. Bebeklerin beslenmesini mutlaka ana sütüyle sağlamak, imkânsızlıklarda inek sütünü tercih etmek.

Bu saydıklarımız, kansere karşı tedbir açısından olduğu kadar, umumi manada sağlıklı olma açısından da önemlidir. Tabiattan yana bir hayatı seçersek, bütün hastalıklara, bu arada kansere yakalanma ihtimalini azaltmış oluruz. Yoksa evde yeşil bitki bulundurmak veya tabiata yakın şekilde beslenmek, elbette kansere karşı radikal bir tedbir değildir.

Kanserden kaçınmanın üçüncü kaidesi, risk faktörlerine titizlikle dikkat etmektir. Bilhassa risk faktörleri bölümünde temas ettiğimiz gibi bir çok risk faktörünün bir arada bulunmasından kaçınmak gerekir.

Dördüncü tedbir, lenf sistemini, onun dolaşım yeri olan lenf akımını ve yapım yeri olan kemik iliğini sağlıklı tutmaktır. Lenf yapımı, kemik iliğinin sağlıklı olması, zehirden kaçınmak, tabiata yakın şekilde beslenmek ve bol oksijenli hava teneffüs etmekle mümkündür. Lenf dolaşımının sağlıklı olması, sporlu bir vücut ve bol yıkanma ile sağlanır. Vücudumuz haftada en az üç defa yıkanma; elimiz, yüzümüz ve ayaklarımız da günde hiç değilse iki defa yıkanmalıdır.

En mühim bir faktör de moral gücümüzü daima zinde tutmaktır. Moral iflaslar, manevi gücün yitirilmesi, hayatta en büyük tehlikedir. Kanser hücresini takib ederken gördük ki, hayatın temel biyofizik ve biyokimyası, hormonlarla, hormonlar da kesinlikle moral yapımızla, ruhi davranışlarımızla yakından ilgilidir. Ruhî mimarî düzenimiz sırça bir köşk gibidir. Onu bir çatlattık mı, halk deyimiyle, iflah etmeyiz.

Güzelliğimizden adale gücümüze, zekâmızdan beden sağlığımıza kadar bütün kabiliyetlerimizin kompüter kontrolü, ruhî yapımızdan geçer.

Yapılan tetkikler, ruhî sarayımızı yıkan en tehlikeli duygunun korku olduğunu ortaya koymuştur. Korkunun kaynağı ise inançsızlıktır.

Bu kitabı okuyan her okuyucu! Yüce Yaratıcının ilmine, sanat ahengine bir kere daha hayran kalmış olmalıdır. Kâinatta her zerre Onun sınırsız ilim ve iradesinin kontrolündedir. O halde korkmak niye? Bir modern hastahaneye girdiğimizde, içimize bir güven geliyor da, Allah’ın şaheser sanat nizamı içinde korku niye?

Ona inanmak, ruhi ve bedeni sağlığın temelidir.

Ona inanmak ve yarattığı kâinattaki yüce sanatını seyretmek ve sonra Ona sonsuz hamd etmek-Fatiha’nın ilk ayetini okur gibi…

• Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, Yeni Asya Yayınları, Kanser (İstanbul, 1983) kitabından alınmıştır.

About Author /

Hizmetleri yurt sınırlarını aşmış; ilîm ve mânâ konferansları ile insanlığa hizmete koşmuş, bu yolda son nefesini vermiş ama son noktayı koymamıştır. Bu gönül sevdasının ışığını; nuru ile yol bulanların gönlünde ve eserleri ile yansıtmaya devam ediyor ve edecektir.

Start typing and press Enter to search