Kanser Hücresinin ve Kanserin Tanınması

Kanser

Kanser

Kanser hücresi doğduğu zaman, lenfosit onu tanır ve hemen ölçtürür, demiştik. Ne yazık ki, lenfositlerin bu üstün biyolojik şuuru henüz ilme aksetmedi. Açıkçası, biz lenfositin bildiğini bilemiyoruz. Kanser hücresinin varlığı ile beraber ortaya çıkan biyofizik ve biyoşimik hadiseleri tesbit edemiyoruz. Onu ancak mikroskop altında tanıyabiliyoruz. Bu yüzden, kanseri teşhis, biyopsi dediğimiz metodla, hücrenin mikroskop altında incelenmesiyle mümkündür. İleride anlatacağımız teşhis metodları sadece bir yaklaşım sağlamakta, kesin teşhis ise ancak hücre tetkikiyle konabilmektedir.

Bu incelemede, kanser hücresi, daha önce tarif ettiğim bütün sapkın yönleriyle tanınmaktadır. Kanser dokusu, yani, kanser hastalığı da, bulunduğu yere göre saklanmakta ve maalesef çok geç tanınabilmektedir.

Kanser dokusunun verdiği belirtileri iki grupta toplayabiliriz: (1) umumî belirtiler, (2) hususî belirtiler.

1. Umumi belirtiler

a. Kanama: Kanser hücresi çok beslenip çok ürediğinden, damarca zengin dokular teşkil eder. Bir yandan da etrafını yıkıp tamir edilmesini engellediğinden, kanserli doku daima kanar. Bu hususiyet akciğer, rahim, bağırsak ve deri kanserinde çok ciddi belirtilerin kaynağıdır.

b. Ağrısızlık: Umumiyetle hastalıklarda ağrı belirti olduğu halde, kanserde ağrısızlık bir belirtidir. İstisnalar hariç olmak üzere, vücudun bir yerinde şişlik var ve hiç ağrımıyorsa, kanserden yana bir belirtidir.

c. Şişlik/yumru: Vücudun bir yerinde, ağrısız, sert bir şişlik, kanserden yana bir belirtidir. Eğer bu şişlik bir de deri yahut altındaki kemiğe yapışıksa kanser için ehemmiyetli bir belirtidir.

d. Yorgunluk, bitkinlik, ateş: Lenf ve kan kanserleri bu üç belirtiyi birden yapar. Bir organda sınırlı kalan kanserler umumiyetle bu belirtileri çok geç safhada yapar. Zayıflama da halk arasında yanlış bilinmektedir. Kanserin lenf ve kan cinsi dışında, kanserde zayıflama çok geç görünen bir belirtidir.

e. Kansızlık ve kanın çökme hızında artma: Kanserde baştan beri kansızlık görülebilir. Hekimlik dilinde sedimentasyon dediğimiz, kanın çökme hızı da artar.

2. Hususi belirtiler

a. Fonksiyon aksamaları: Bilhassa bağırsak kanserinde ishal1er kanamalara eşlik eder. Safra yolu kanserlerinde tıkanma sonu sarı1ık meydana gelir. Mide kanserlerinde bulantı ve kusma (uzun süren .hazımsızlıklarla birlikte), yumurtalık kanserlerinde kısırlık, tiroid ve hipofiz, böbrek üstü kanserlerinde hormon bozuklukları, hançere kanserinde ses kısıklığı gibi belirtiler görülür…

b. Öksürük: Soluk yolu, akciğer ve hançere kanserlerinde uzun süren öksürükler dikkat çekicidir. Ayrıca boğaz kanserlerinde takılma hissi ve bununla beraber öksürük görülür.

c. Terleme: Bilhassa lenf kanserlerinde devamlı terleme vardır.

d. Beyin kanserlerinde kafa içi basıncı artmasına bağlı belirtiler: Kusma, çift görme, körlük, baş ağrısı, denge bozukluğu gibi belirtiler.

e.Kan işeme: Böbrek ve mesane kanserlerinde mühim bir belirtidir.

Bütün bu belirtiler kanseri tanımada yardımcı olmakla birlikte, çoğu defa gecikmiş teşhis sağlamaktadır. Üstelik bu belirtiler diğer birçok hastalıklarda da görülebilir. Mesela öksürme, bütün nefes yolu ve boğaz hastalıklarında vardır. Bir kanserden şüphe edildiği zaman bunun nasıl aranacağı mühim bir tıp problemidir. Sanıldığı gibi, bir kimsede kanser olup olmadığı umumi bir muayene yahut çekapla anlaşılmaz. Aranması gereken veya şüphe edilen kanser cinsi açısından hep ayrı ayrı muayeneler yapılır. Bunları özetle sıralamak istiyorum.

1. Kan kanseri: Kanın sayılması, ayrıca kan hücrelerinin patoloji uzmanlarınca incelenmesi, kemik iliğinin laboratuarda incelenmesi.

2. Lenf kanseri (lymphoma ve Hodgkin hastalıkları): Kan sayımı, kan formülü, kanın çökme hızının tayini, karaciğer ve dalak sintografileri, akciğer röntgeni, elektroforez araştırmaları ve bezlerden yapılan biyopsiler.

3. Nefes yolu kanserleri: Hançere için röntgen ve tomografi, boğaz muayenesi. Akciğer ve nefes yolları için balgamda en az on defa ayrı günlerde hücre muayenesi, akciğer röntgeni, akciğer sintografisi, akciğerlerde bronkoskobi muayenesi.

4. Meme kanseri: Memenin klinik muayenesi, monografi filmi, sonografi (ultrason) muayeneleri ve biyopsi.

5. Rahim kanseri: Vajen sıvı simiri (hücre muayenesi),jinekolojik muayene ve biyopsi. Genelde biyopsi, parça alınıp patoloji laboratuarında muayene demektir. Ancak bu tarz muayene bazan mahzurlu olacağından, evvela ön muayenelerin yapılması ve teşhise yaklaşılması gerekir.

6. Sindirim sistemi kanserleri: Mide için röntgen, midenin endoskobi muayenesi, kanda CEA testi, makattan endoskobi muayenesi (rektoskobi).

7. Kemik kanserleri: Röiıtgen muayenesi, kemik sintografisi, bazan biyopsi.

8. Genital organ tümörleri: Yumurtalık, husye, prostat tümörleri için umumiyetle biyopsi. Placenta (cenin eşi) tümörleri için kanda hormon muayeneleri.

9. Böbrek tümörleri için: Röntgen muayeneleri, böbrek sintografisi.

10. Karaciğer tümörleri: Karaciğer sintografisi, iğne ile biyopsi.

11. Beyin tümörleri: Kompüter tomografi, anjiografi elektroensefalografi, göz dibi muayeneleri.

Bütün bu muayene metodları erken yakalama hedefine yöneliktir. Bir tümör, kaba röntgen muayeneleriyle görülecek hale gelince, umumiyetle tedavi şansını da kaybetmektedir. Erken teşhis için hücre (CEA ve prolaktin, alfa fotoprotein [AFPJ) kompüterli tomografi röntgenleri, sintografi ve sonografi muayeneleri her geçen gün gelişmektedir. Ayrıca endoskobi dediğimiz, iç organların hususi büyütücü aletle tetkiki de kanser ön teşhisinde mühim muayene usullerindendir. Bütün bu saydığımız muayene metodları, memleketimizde büyük merkezlerde gerçekleştirilebilmektedir.

Ancak kimlerin bu muayeneleri yaptırması gerektiği de bütün dünyada bir problemdir. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde dahi bu zor muayeneler, herkesin basit bir evham üzerine’ başvurarak yaptırabileceği cinsten muayeneler değildir.

Bütün dünyada geçerli olan, muayeneye başvurma şartlarını şöyle özetleyebiliriz:

1. Kendisinde kanser risk faktörü yüksek olanlar bir kanser belirtisi gösteriyorlarsa, bu belirti öksürük gibi masum dahi olsal mutlaka ince bir tetkikten geçmelidir.

2. Muayene usulü kolay, sık görülen ve erken teşhisle tedavi edilebilen kanser cinslerinde mutlaka belli aralıklarla muayene olunmalıdır. Bu hastalıklar şunlardır:

a. Meme kanseri: Risk faktörü yüksek olanlar dört ayda bir, risk faktörü düşük olanlar. Altı ayda bir muayeneden geçmelidir.

b. Rahim kanseri: Riski yüksek olanlar dört ayda, düşük olanlar, altı ayda bir simir muayenesi yaptırmalıdır.

c. Hançere (gırtlak/larinks) kanseri: Riski yüksek olanlar altı ayda, düşük olanlar yılda bir boğaz’ muayenesinden geçmelidir ‘

d. Cilt kanseri: Kapanmayan, kanayan yara ve bezler hemen genişçe çıkartılarak biyopsi yapılmalıdır.

e. Akciğer kanseri: Risk faktörü yüksek olanlar altı ayda, düşük olanlar (50 yaşından sonra) yılda bir defa akciğer röntgeni çektirmelidir.

f. Lenf kanseri: Risk faktörü yüksek olanlar altı ayda bir kan muayenesi yaptırmalıdır. Büyüyen lenf bezleri, risk faktörü ne olursa olsun, iyice tetkik ettirilmelidir.

• Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, Yeni Asya Yayınları, Kanser (İstanbul, 1983) kitabından alınmıştır.

About Author /

Hizmetleri yurt sınırlarını aşmış; ilîm ve mânâ konferansları ile insanlığa hizmete koşmuş, bu yolda son nefesini vermiş ama son noktayı koymamıştır. Bu gönül sevdasının ışığını; nuru ile yol bulanların gönlünde ve eserleri ile yansıtmaya devam ediyor ve edecektir.

Start typing and press Enter to search